yudumla kahveni hep pencereden dışarı bak
duyulmayan bi şarkı açıp satırlardan dışarı sark
sen yağmur tanesisin bense alışmışım kış ayına
bulutlarla gelip parçalı yağ gönül kuşağıma
fotoğrafını açıp yazdım üç beş satır suratına
hiç bi yerde rastlamadım şerefsizlik kuralına
saçma bir kaç şiir yazıp fısıldarım kulağına
hem dinlerken değer yüzün başkasının dudağına
hangi yüzüne anlatayım hangisiyle anlarsın
yağmur olup gök yüzünden avuçlarıma damlarsın
uzun sevdalara kapılma yarı yolda hamlarsın
seni içime çekeyim biraz göz altlarım kanlansın
vedalarına ağır gelirim arkana bakmadan git
sabah biraz erken çık kimseler kalkmadan git
sarılmadan, daha fazla kalmadan git
hava aydınlanmadan güneş doğmadan git
hiç bir şey olmamış gibi yap, sıfırdan al hayatı
geçmişi düşündükçe yeni bir sigara yak hayatım
sesinle gülmüyorum bayağıdır
hayat benden alıp sana yaptı kıyağını
nereye kadar devam edecek kaç şarkıda son bulurum
merak etmiyorum artık son durumu
teninden ihanet çekip beynime kondururum
bundan sonra bana gelen tüm çiçekleri soldururum
papatyaları unuttum hep sonbahardayım
hiç ilerlemem yok devamlı tek kanaldayım
ben kendimden vazgeçtim hep zarardayım
lan ölümün eşiklerinde son kararlardayım
bide sokaklarına uzak kaldım nefessiz gibiyim
hem hayallerinin ortasında kefensiz biriyim
artık hiç kimse açtıramaz, dikersem dilimi
kendime küfrederim senden sonra seversem birini.
tişörtünle gönderdiğin saç tellerin hala daha odamdalar
yanmasın canın
hayallerine dokunmadım başkasıyla yaşa
benim sakladığım herşey dolup gözlerimden taşar
tişörtünle gönderdiğin saç tellerin hala daha odamdalar
bir orman kuytusu
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze